Skip to: Site menu | Main content

MEHMET RAYMAN

İLETİŞİM

mehmetrayman@mynet.com

Osmangazi Mah.
567/3 Sok. No. L Berker Apt. D. 26 Bayraklı / İzmir

Cep Tel. 0 542 5508158
Ev  Tel. 0 232 3885975

ÖZGEÇMİŞ

1956 Yozgat doğumlu. İlköğrenimini Bebek Köyü’nde tamamladı. Sarıkaya Ortaokulu ve Yozgat Lisesi’ni bitirdi. Gazi Eğitim Enstitüsü Türkçe bölümü üzerine Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde lisans tamamladı.
Varlık, Yasakmeyve, TürkDili, Damar, Kıyı, DelilerTeknesi, Akatalpa, Eliz, Ünlem, Mühür, Sincanistasyonu, Patika, Papirüs, Yaba, Kurşunkalem, Berfinbahar, Bireylikler, Onaltıkırkbeş, Ücra, Lacivert, Mortaka, Cumhuriyet Kitap, Afrodisyassanat, Beşparmak, İnsancıl, Havuz, İmgelem, Aykırı Sanat, Har, Simge, Gediz,Tay,Şehir, Andız, Ada, Mavi Dergi, Bahçe, Sombahar, Şair Çıkmazı,Kasaba sanat,Kasaba Esinti, Sarızeybek, Az edebiyat,Yokuş, Akdeniz Edebiyat, Çalı, Koza, Sevgi Çiçeği, Çıtlık, Çıngı, Maki, Dikili Ekin, Edebiyat Nöbeti, Didimbik, Anadil Dergisi, Ardıç kuşu, BH Sanat, Denizsuyu Kâsesi, Sert Sessiz, Form Edebiyat, Rıhtım, Adabelen Dergisi, Ayna İnsan gibi yazın dergilerinde göründü.
Çeşitli antolojilerde yer aldı.
Kitapları: Kendi Biten, Asuman, Harfine , Güz Güneşi, Yasaklı Düşler,
Dumanlı Kuvars
Yayına hazır başka dosyaları var.
İzmir’de yaşıyor.
Edebiyatçılar Derneği, Dil Derneği, Besam üyesidir.

ÖRNEKLER

İŞTE BENİM KÖYÜM

iki yakama dizilmiş evler
söğüt yaprağı inceliğince bir dere
çocukluğumuz akar gider içinden
ay karanlığı çökünce
bütün duaları eklerdim birbirine

işte benim köyüm
yazını güzüne akıtan köyüm
çomak dağdan saran yağmurum
akpınar şekerlenir köyün içinde
çiğdemlikten doğan güneşle

tozunu yuttuğum tarla yolları
şimdi gelenin gidenin vardır elbette
uğrun uğrun bakar bize kırmızı gelinciler
yere batmayan kiskiçle çiğdem sökerdim
nisan mayıs ayları gelince

çomakdağın pelitleri dökülür eteklerine
şıkır şıkır parmak büyüklüğünde
saçakların buzunu eritir ikindi güneşi
seten tepesine yürürdük akşamüzeri
üç oluktan ay doğardı helkelerin içine

tozuna toprağına belendiğim
peyik pazarına çıkan yolların bağları
su değirmeni kağnıların izleri
geceden götürün beni köyüme
ay gördüm allah oynayalım yine

meşelikten gelir başpınarın suyu
kırma üzerinden görünür bizim kara çalı
denginden giderseniz varsınız kömüşlüğe
doya doya seyredersiniz güneşin batışını
salura dayanır bizim köyün dağları

salkımsöğüt gibi ellerim bakıyor yere
duasına durduğumuz gökçe bulutların
yağmuruna yakalanırdık dönüşte
kara treni bile çok gördüler bize
bozoklardan beri hep akıp gitmişiz ileri

dokuz köyden kovulsanız bile
onuncu köye gelin bir kere
hep bebek kalacaksınız orada
işte benim köyüm hala emekliyor
bozkıra çalan yazının yüzünde

                       

 

 

ACILAR BOYUTSUZ

Karlı kayanın ırmağı
Geyik izi bungun imler
Didesi çukur erozyon savurganı
Birinci baskının yayın kurulu
Sapağı tutulmuş yoldan geçer
Ağdası bol porselen yüzlü kızım.

Özgürlük çalıkusu başımda
Ah çekersem ölürüm
Ölüm lükstür bu zamanda
Babadan kalma bu yürümeler
Acının çarkına tutarım dilimi
Yansıtmam için için gelen ölümü.

Baskısı çok iyi gelir tenime
Acı suyun süzülür sütümden
Ak mermerin köpüğü çağıl çağıl
Kasırgalar geçer pencereden
Yılgınlık yok bize çocuklarım
Emeği süzelim ağulu sözlerden.

Suda balık olamayız
Olsak bile mercan dizeriz yosuna
Göklerin tozuna tutunan damla
Birden soğur gözyaşı düşer dışına
Bakir gezegeni kırık düğme
Yakasız ceket giymenin hüznü
Her seher yeliyle değer tenime.

 

 

 MUNZUR SUYU

Çaltı ırmağını yakalarım kırmızı
Demir dağın körükçüsü havlıcan
Kesdogan kalesine çeker kılıcı
Çoğaltır köpüğünü deli fıratın.

Bulutların tuncu munzur göze
Dudağında aci bir gülümseme
Kınsız bıçağın yalımına
Anlık bile sırtını dönme.

İşte ben o suların içinden
Bir damlayım bu güne
İster bak künyeme düş önüme
Sütümüz munzurun suyu
Bu dağlarda çil kekliğe benzetirler
Ceylan gözlü berivan kızı.

Keven yakarak ısınır
Kör bir adam sesini kazar taşa
Umut yağmuru buğday biçer ıraklara
İste kurşun çağın çocukları
Ağıt ağıt düğümlenir bağdat'ta.

Akşamlara çilingir sofrası kuranlar
Bu göklerin yıldızını güneşini
Kuşansın kalemini korkusuz
Boşuna üfürme yalanı kardeşim
Sürgit toprağımdan çürümesin yeşilim.

Kınalı parmakların çeyiz sandığı
Gömüsüne kazma sallıyor kodoşlar.

 

DUMANLI KUVARS

kara keven
gün batımı
beklersin sarı çamları
ay ışığına kurarsın
dolunaylı şeytan sofrasını.

koyların eteklerine
çaldılar kibriti bir yaz günü
yangın sarıyor dalını budağını
kaz dağından duydum
o acı sesini
yanıyor ayvalık
yanıyor mavi deniz
hiç mi ürpermediniz.

martılar yetişti denizden
tuzlu kanatların çığlığı
ak göğüslü bulutlarım
dumanlı bir kuvars gibi
taş kesildi gökyüzünde.

kaplumbağa geçemedi yolun
öbür tarafına.kafasını çekti bir taşın dibine.
yeşile düşen, kin alev köslendi yanık kokusu.
saksağan tükürdü, dost ormanları yakan
çıkarcı uşağın suratına.

yiğitlik orman yakmak değil
yiğitlik kurda kuşa yuva yapmak
bu yazı yabanı.yiğitlik ağacını sevmek,
toprağına bir fidan dikip neşe vermek
yüce dağlara. hiçbiri yok sende.